Lena Astrokişisel gökyüzün

BABİL’DEN BUGÜNE

Astroloji tarihi

Astroloji gökten inmedi. Kil tabletlere kral için düşülen notlarla başladı, bir imparatorluk kütüphanesinde matematiğe bağlandı, Bağdat’ta yeniden kuruldu, Avrupa üniversitelerinde ders olarak okutuldu, sonra bilimden koptu ve gazete sayfasında bambaşka bir şeye dönüştü. Bu sayfa o dört bin yılı, hangi fikrin ne zaman ve neden ortaya çıktığını takip ederek anlatıyor.

Tek bakışta tarih şeridi

MÖ 1800Babilİlk omen tablet…MÖ 5. yyZodyak12 eşit burçMÖ 410İlk haritaBireysel doğumMÖ 1. yyHelenistikEvler ve yüksel…MS 150TetrabiblosPtolemaios derl…MS 850BağdatÇeviri ve geniş…MS 1647Lillyİngiliz klasikMS 1930GazeteGüneş burcu for…
Dört bin yılda sekiz kırılma. Şeritteki aralıklar eşit çizilmiştir; gerçek zaman ölçekli değildir. Babil ile Helenistik sentez arasında bin beş yüz yıldan fazla, son iki durak arasında ise yalnızca üç yüz yıl vardır.

Babil: kralın gökyüzü

Astrolojinin başladığı yer Mezopotamya’dır ve başladığı biçim bugün tanıdık gelmez. Babil ve Asur saraylarında görevli kâhipler gökyüzünü düzenli olarak gözler, olağandışı gördükleri her şeyi kaydeder ve krala rapor ederdi. Bu kayıtların derlendiği külliyat Enūma Anu Enlil adını taşır ve yaklaşık yetmiş tablete yayılır.

İçeriği koşullu cümlelerden oluşur: bir gök olayı gözlenirse ülkede şu sonucun beklendiği söylenir. Yani sistem tümdengelimli bir teori değil, biriktirilmiş bir eşleşme listesidir. Bu ayrım önemlidir, çünkü Babil astrolojisinin mantığı “gezegen şunu yapar” değil, “şu görüldüğünde geçmişte şu olmuştu” biçimindedir.

İkinci ayırt edici özellik konusudur. Bu astroloji devlet astrolojisidir: hasat, sel, savaş, salgın, kralın sağlığı. Sıradan bir kişinin kaderi konu değildir, çünkü gökyüzü kamusal bir alandır ve kamuyu ilgilendirir. Kişisel astroloji fikri henüz yoktur.

Neden gözlem bu kadar iyiydi?

Babilliler yüzyıllar boyunca kesintisiz kayıt tuttu. MÖ 7. yüzyıldan itibaren tutulan “astronomik günlükler”, gök olaylarının yanına tahıl fiyatlarını, nehir seviyesini ve siyasi olayları da yazıyordu. Bu birikim, gezegen döngülerinin matematiksel olarak öngörülebilmesini sağladı. Astrolojinin astronomiye borcu buradan başlar: tahmin edebilmek için önce ölçmek gerekti.

Zodyak nasıl on iki eşit parçaya bölündü?

Erken dönemde gökyüzü, Ay’ın yolu üzerindeki takımyıldızlarla anlatılıyordu ve bunlar ne on iki taneydi ne de eşit büyüklükteydi. Bir takımyıldız gökte geniş yer kaplarken diğeri dardı; bu da hesabı zorlaştırıyordu.

MÖ 5. yüzyıl civarında Babilli hesapçılar radikal bir sadeleştirme yaptı: ekliptiği 30’ar derecelik on iki eşit dilime böldüler ve her dilime yakınındaki takımyıldızın adını verdiler. Bu andan itibaren burç, gökteki bir yıldız kümesi olmaktan çıkıp bir ölçü birimi hâline geldi.

Bu soyutlama, astrolojinin bugünkü teknik yapısının temelidir. Aynı zamanda en çok yanlış anlaşılan noktasıdır: “Güneş doğduğumda Koç takımyıldızında değildi” itirazı doğrudur ama konuyla ilgisizdir, çünkü tropikal zodyak takımyıldızları değil mevsimleri ölçer. Sıfır derece Koç, ilkbahar ekinoksudur. Takımyıldızlarla hizayı koruyan sidereal zodyak ise Hint geleneğinde kullanılmaya devam etti.

Mısır: dekanlar ve saat

Mısır’ın katkısı burçlar değil, zamanın bölünmesidir. Mısırlılar gökyüzünü, ardı ardına doğan otuz altı yıldız grubuyla takip ediyordu; bunlara dekan denir. Her dekan yılın yaklaşık on gününe karşılık gelir ve gece boyunca sırayla ufuktan yükselirler.

Dekanlar iki şey verdi. Birincisi, geceyi saatlere bölmenin pratik bir yolu: hangi dekanın yükseldiğine bakarak gecenin hangi saatinde olunduğu anlaşılıyordu. İkincisi, ekliptiğin otuz altıya bölünmesi fikri, Helenistik astrolojide her burcun üç dekanata ayrılması olarak sürdü ve bugün hâlâ kullanılıyor.

Helenistik sentez: astrolojinin gerçek doğumu

İskender’in seferlerinden sonra Mezopotamya, Mısır ve Yunan dünyası aynı kültürel havzada birleşti. MÖ 2. ve 1. yüzyıllarda, büyük olasılıkla İskenderiye çevresinde, bu üç geleneğin unsurları tek bir sistemde birleştirildi. Ortaya çıkan şeye horoskopik astroloji denir ve bugün doğum haritası dediğimiz şeyin doğrudan atasıdır.

Bu sentezin getirdiği yeni fikirler şunlardı:

Helenistik astrolojinin getirdiği yapı taşları
UnsurNe yaptıNereden geldi
Yükselen (horoskopos)Doğum anını haritanın merkezine koydu. Aynı gün doğan iki kişinin haritasını ilk kez birbirinden ayırdı.Yunan geometrisi + Mısır yükselme tabloları
On iki evGökyüzünü burçlardan bağımsız olarak yaşam alanlarına böldü: para, kardeş, ev, çocuk, sağlık, evlilik.Helenistik dönemde yeni
AçılarGezegenler arasındaki geometrik ilişkiyi tanımladı. Kavuşum, altmışlık, kare, üçgen, karşıt.Pythagorasçı sayı oranları
YöneticilikHer burcu bir gezegene bağladı, böylece harita içinde bir bağlantı ağı kurdu.Babil gezegen-tanrı eşlemeleri
BireysellikKonuyu kraldan sıradan insana taşıdı. Astroloji ilk kez kişisel bir sorunun aracı oldu.Helenistik dönemin birey anlayışı

Yükselenin eklenmesi, teknik olarak en belirleyici adımdır. Gezegenler günlerce aynı burçta kalır; yükselen ise yaklaşık iki saatte bir değişir. Astroloji doğum gününden doğum anına geçtiği anda tamamen başka bir şeye dönüştü ve doğum saatinin önemi buradan doğdu.

Kaybolan ve geri gelen gelenek

Helenistik astrolojinin metinlerinin çoğu yüzyıllarca ulaşılamaz kaldı; Avrupa geleneği büyük ölçüde Ptolemaios üzerinden ilerledi. 20. yüzyılın sonunda başlayan çeviri çalışmaları Vettius Valens, Dorotheus ve Antiochus gibi kaynakları erişilebilir kılınca, kaybolduğu sanılan pek çok teknik yeniden dolaşıma girdi. Bugün “geleneksel astroloji” denen akımın canlanması büyük ölçüde bu çeviri dalgasının sonucudur.

Ptolemaios ve Tetrabiblos

Klaudios Ptolemaios MS 2. yüzyılda İskenderiye’de yaşadı ve iki büyük eser bıraktı: gök mekaniğini anlatan Almagest ve astrolojiyi anlatan Tetrabiblos (Dört Kitap). Tetrabiblos astrolojiyi icat etmedi, kendinden önceki birikimi derleyip düzenledi.

Ptolemaios’un yaptığı asıl iş, astrolojiyi dönemin fizik anlayışına yaslamaktı. Gezegenlerin etkisini gizemli bir güç olarak değil, sıcak-soğuk ve kuru-nemli niteliklerin karışımı olarak açıkladı. Ay’ın gelgitlere ve Güneş’in mevsimlere etkisinden yola çıkıp, ötekilerin de benzer biçimde etkilediğini savundu.

Bu yaklaşım astrolojiye on beş yüzyıl boyunca sürecek bir meşruiyet zemini verdi. Yan etkisi de oldu: Ptolemaios bazı teknikleri sadeleştirdi, bazılarını ise hiç almadı. Elimize bütün hâlde ulaşan ana metin o olduğu için, sonraki gelenek Helenistik astrolojinin tamamını değil onun süzgecinden geçmiş hâlini devraldı.

Hindistan: aynı tohum, ayrı ağaç

Helenistik astroloji MS ilk yüzyıllarda Hindistan’a ulaştı. Sanskritçe metinlerdeki Yunanca kökenli terimler bu aktarımın izini taşır: horā, kendra, trikoṇa gibi kelimeler Yunanca karşılıklarından gelir. Ama gelen şey olduğu gibi kalmadı.

Hint geleneği (Jyotiṣa) iki büyük ayrımla kendi yolunu kurdu. Birincisi sidereal zodyağı korudu: burçlar takımyıldızlarla hizalı kaldı, ekinoksla değil. İkincisi, kendi katmanlarını ekledi: yirmi yedi nakshatra, doğum Ay’ına dayanan Vimshottari dasha dönem sistemi ve divizyonel haritalar. Sonuçta ortak kökten çıkan ama teknik olarak ayrı iki gelenek oluştu.

Bugün iki sistem arasındaki burç farkı yaklaşık 24 derecedir ve bu fark her yıl biraz büyür. Bu yüzden bir kişinin tropikal haritasında Boğa olan Güneş’i, Vedik haritasında Koç çıkabilir. İkisi de kendi içinde tutarlıdır; farklı şeyi ölçerler.

Bağdat: çeviri hareketi ve genişleme

8. ve 9. yüzyıllarda Bağdat, dönemin en kapsamlı çeviri programına ev sahipliği yaptı. Yunanca, Pehlevice ve Sanskritçe eserler Arapçaya aktarıldı; astroloji bu programın merkezindeki disiplinlerden biriydi, çünkü hem saray hem tıp hem de takvim hesapları için kullanılıyordu.

Bu dönem yalnızca aktarma değildi. Ebu Ma’şer (Albumasar) astrolojiyi felsefi bir çerçeveye oturttu ve büyük kavuşumlara dayanan tarihsel döngü kuramını geliştirdi. Sehl bin Bişr ve Maşallah, soru astrolojisinin (horary) kural setini bugün kullanılan biçimine yakın hâle getirdi. Kabul (reception), ışığın aktarımı ve engellenme gibi kavramlar bu gelenekte olgunlaştı.

Terminolojideki izi hâlâ görülür: zenit, nadir, almukantarat gibi kelimeler Arapçadan gelir. Aynı şey yıldız adları için de geçerlidir; Algol, Aldebaran, Deneb, Vega hepsi Arapça kökenlidir.

12. yüzyılda Toledo ve Sicilya’da bu metinler Arapçadan Latinceye çevrildi. Avrupa, kendi Yunan mirasını büyük ölçüde Arapça üzerinden geri aldı; bazı Yunanca eserlerin bilinen tek yolu bu çift çeviriydi.

Ortaçağ ve Rönesans Avrupası

Latince çevirilerden sonra astroloji Avrupa üniversitelerinde ders olarak okutuldu. Bologna, Padova ve Paris’te tıp öğrencileri astroloji öğreniyordu, çünkü dönemin tıbbı hastalığın seyrini gezegen döngüleriyle ilişkilendiriyor ve müdahale zamanını buna göre seçiyordu. Bu uygulamaya iatromatematik denir.

Astroloji bu dönemde saray danışmanlığının parçasıydı. Savaş zamanlaması, taç giyme, evlilik, uzun yolculuk gibi kararlar için harita çıkarılırdı. Bu, seçim astrolojisinin (electional) en yoğun kullanıldığı dönemdir.

17. yüzyılda İngiltere’de William Lilly, Christian Astrology (1647) ile geleneği İngilizce olarak ve örneklerle yazdı. Kitabın önemi, kuralları soyut anlatmak yerine gerçek soruların haritalarını adım adım çözmesidir. Bugün klasik soru astrolojisi çalışan hemen herkes bu metne döner.

Ayrılma: astronomi bilim olurken

Kopernik’in güneş merkezli modeli, Kepler’in yörünge yasaları ve Newton’un kütleçekimi, gökyüzünü mekanik olarak açıklanabilir hâle getirdi. Bu, astrolojinin dayandığı zemini doğrudan aşındırdı: gezegenlerin yeryüzü olaylarını etkilediği varsayımı, artık bilinen bir mekanizmayla desteklenemiyordu.

Kepler’in durumu bu geçişin en iyi örneğidir. Hem gezegen hareket yasalarını buldu hem astrolojiyle uğraştı, hem de dönemin astrolojisinin çoğunu sert biçimde eleştirdi. Burçların ve evlerin geleneksel kullanımını reddederken açıların gerçek olabileceğini savundu. Yani ayrılma tek bir anda değil, aynı kişinin içinde bile parça parça yaşandı.

18. yüzyılda kopuş kurumsallaştı. Astroloji üniversite müfredatından çıktı, akademik meşruiyetini kaybetti ve büyük ölçüde popüler yayın alanına çekildi. Astronomi ise ölçüm ve teoriye dayanan bir bilim olarak kaldı. İki kelime aynı kökten geldiği hâlde bugün farklı şeyleri anlatıyor olmasının sebebi budur.

20. yüzyıl: gazete köşesi ve psikolojik astroloji

19. yüzyıl sonunda Teosofi çevresinde bir canlanma oldu; Alan Leo astrolojiyi karakter analizine yönelterek geniş bir okur kitlesine ulaştırdı. Ama asıl kırılma 1930’da geldi.

Prenses Margaret’in doğumu üzerine Sunday Express’te yayımlanan bir yazı beklenmedik ilgi gördü ve gazete bunu düzenli bir köşeye çevirdi. Yalnızca Güneş burcuna dayanan format, tekniğin sadeleştirilmesinden değil sayfanın kısıtından doğdu: on iki kısa paragraf sığdırmak gerekiyordu. Bu format dünyaya yayıldı ve çoğu insan için “astroloji” bu oldu.

Sık yapılan karıştırma

Gazete burç köşesi ile doğum haritası aynı şey değildir. Birincisi yalnızca Güneş’in burcuna bakar ve doğum saatine, doğum yerine, öbür dokuz gökcismine, evlere ve açılara hiç bakmaz. Klasik astrolojide Güneş burcu, haritanın onlarca unsurundan yalnızca biridir. Astrolojiye yöneltilen “aynı burçtan milyonlarca insan var” itirazı, aslında bu formata yöneltilmiş bir itirazdır.

İkinci büyük damar psikolojik astrolojidir. Dane Rudhyar, C. G. Jung’un kavramlarını kullanarak haritayı gelecek tahmini aracı olmaktan çıkarıp bir kişilik ve gelişim haritası olarak yeniden tanımladı. Bugün “astroloji sana ne olacağını söylemez, seni tanımana yardım eder” cümlesini duyduğunda arkasında bu gelenek vardır. Liz Greene ve Stephen Arroyo bu çizgiyi sürdürdü.

1980’lerden sonra bilgisayar hesabı, astrologun işini tamamen değiştirdi. Elle harita çıkarmak saatler sürerken bu süre sıfıra indi ve emek yorumlamaya kaydı. 1990’larda başlayan çeviri hareketi ise Helenistik ve Ortaçağ tekniklerini geri getirerek bugünkü “geleneksel astroloji” canlanmasını başlattı.

Osmanlı ve Türkiye

Osmanlı’da astrolojiyle uğraşan resmî görevliye müneccimbaşı denirdi ve bu bir saray kurumuydu. Görevleri arasında takvim hazırlamak, namaz vakitlerini hesaplamak, tutulmaları önceden bildirmek ve önemli işler için uğurlu zaman seçmek vardı. Yani astronomi ile astroloji aynı kişide birleşiyordu, tıpkı dönemin Avrupa’sında olduğu gibi.

Müneccimbaşının hazırladığı yıllık takvimlere takvim-i sâl denirdi; hem astronomik veriler hem yıla dair öngörüler içerirdi. Kurum 19. yüzyıl sonunda modern rasathane ve takvim kurumlarına devredildi.

Yerel bir katman da vardı: ebced hesabı harflere sayı değeri vererek isim ve tarih üzerinden yorum üretiyor, on iki hayvanlı Türk takvimi ise Orta Asya’dan gelen on iki yıllık döngüyü sürdürüyordu. İkisi de astrolojiden ayrı sistemlerdir ama aynı kültürel havzada yan yana kullanıldılar.

Bugün kullandığımız her şey nereden geliyor?

Modern doğum haritasının unsurları ve kökenleri
UnsurKaynakYaklaşık tarih
Gezegen-tanrı eşlemesiBabilMÖ 2. binyıl
12 eşit burçBabilMÖ 5. yüzyıl
Dekanlar (her burçta 3 dilim)MısırMÖ 2. binyıl
Yükselen ve 12 evHelenistikMÖ 1. yüzyıl
Açı sistemiHelenistik + PythagorasçıMÖ 1. yüzyıl
Element ve niteliklerYunan doğa felsefesiMÖ 5.-4. yüzyıl
Soru astrolojisi kurallarıHelenistik, İslam dünyasında olgunlaştıMS 8.-9. yüzyıl
Nakshatra ve dashaHint geleneğiMS ilk yüzyıllar
Dış gezegenler (Uranüs, Neptün, Plüton)Teleskop dönemi1781, 1846, 1930
Psikolojik yorum dili20. yüzyıl1930 sonrası
Güneş burcu köşe yazısıİngiliz gazeteciliği1930

Tablodan çıkan sonuç şu: doğum haritası tek bir kültürün ürünü değil, en az beş geleneğin üst üste binmesiyle oluşmuş bir yapıdır. Kimi katmanı dört bin yıllık, kimi yüz yıllık. Dış gezegenlerin eklenmesi bunun en açık örneğidir; Plüton’un keşfi 1930’dur, yani gazete burç köşesiyle yaşıttır.

Dürüst bir not

Bu sayfa astrolojinin doğru olduğunu savunmuyor. Anlattığı şey bir fikrin tarihi: nasıl ortaya çıktığı, hangi ihtiyaca cevap verdiği, hangi kültürlerden geçtiği ve neden bilimden ayrıldığı. Gezegen konumlarının kişilik ya da olaylar üzerinde ölçülmüş bir etkisi gösterilmiş değildir ve bu sayfada böyle bir iddia yok.

Tarihi bilmenin pratik bir faydası var: astrolojinin hangi parçasının ne kadar eski olduğunu görünce, karşına çıkan iddiaları daha iyi tartabilirsin. “Binlerce yıllık bilgelik” denen şeyin bir kısmı gerçekten üç bin yıllıkken, bir kısmı geçen yüzyılda bir gazete sayfasında icat edildi. İkisini ayırt edebilmek, konuya meraklı olmanın en sağlam yolu.

Kaynak metinler

Enūma Anu Enlil
Babil omen külliyatı, yaklaşık yetmiş tablet. MÖ 2. binyılda oluşmaya başladı. Devlet astrolojisinin temel derlemesi.
Tetrabiblos — Ptolemaios, MS 2. yüzyıl
Helenistik astrolojinin bütün hâlde ulaşan ana derlemesi. Yüzyıllarca Avrupa’nın temel referansı oldu.
Anthologiae — Vettius Valens, MS 2. yüzyıl
Ptolemaios’tan farklı olarak uygulamacı bir metin: yüzden fazla gerçek harita örneği içerir. Uzun süre erişilemedi, modern çevirilerle geri döndü.
Carmen Astrologicum — Dorotheus, MS 1. yüzyıl
Şiir biçiminde yazılmış erken Helenistik el kitabı. Yunanca aslı kayıp; Pehlevice üzerinden Arapçaya geçen çevirisiyle ulaştı.
Bṛhat Parāśara Horā Śāstra
Hint geleneğinin temel referans metni. Nakshatra, dasha ve divizyonel harita sistemlerini kapsar.
Kitāb al-mudḫal al-kabīr — Ebu Ma’şer, MS 9. yüzyıl
Astrolojiyi felsefi bir çerçeveye oturtan büyük giriş. Latince çevirisiyle Avrupa’yı doğrudan etkiledi.
Christian Astrology — William Lilly, 1647
İngilizce yazılmış ilk kapsamlı el kitabı. Soru astrolojisini gerçek örneklerle adım adım çözer; klasik horary çalışanların ana kaynağı.

Devamını okumak istersen

Bu tarihin teknik karşılığı için doğum haritası nasıl okunur rehberine, Bağdat’ta olgunlaşan kurallar için soru astrolojisi rehberine, Osmanlı’daki yerel katman için kahve falı ve el falı sayfalarına bakabilirsin.

Sık sorulan sorular

Astroloji ilk nerede ortaya çıktı?

Mezopotamya'da. Bilinen en eski sistemli gök gözlem derlemesi, Babil'de MÖ 2. binyılda oluşmaya başlayan ve yaklaşık yetmiş tablete yayılan Enūma Anu Enlil'dir. Ama buradaki astroloji bugünküne benzemez: kişilerin değil ülkenin ve kralın kaderini okur, doğum haritası çıkarmaz ve "şu gök olayı olursa şu sonuç gelir" biçiminde kurulmuş omen cümlelerinden oluşur. Kişisel doğum haritası bin yıldan uzun süre sonra, MÖ 5. yüzyılda ortaya çıkar.

12 burç ne zaman oluştu?

Eşit uzunlukta on iki burçtan oluşan zodyak, Babil'de MÖ 5. yüzyıl civarında son hâlini aldı. Öncesinde gökyüzü, Ay'ın yolu üzerindeki on yedi ya da on sekiz takımyıldızla anlatılıyordu ve bunlar eşit büyüklükte değildi. Hesabı kolaylaştırmak için ekliptik 30'ar derecelik on iki eşit dilime bölündü. Bu, astrolojinin en önemli soyutlamasıdır: burç artık bir takımyıldız değil, bir ölçü birimidir. Bugün tropikal zodyak ile takımyıldızların üst üste gelmemesinin sebebi de budur.

Doğum haritası ilk ne zaman çıkarıldı?

Elimizdeki en eski bireysel doğum haritası, MÖ 410 tarihli bir Babil çivi yazısı tabletidir. Kişinin doğduğu andaki gezegen konumlarını listeler ama henüz ev sistemi ya da yükselen derecesi içermez. Yükselenin, on iki evin ve açıların bir arada kullanıldığı bütünlüklü sistem, MÖ 1. yüzyılda İskenderiye çevresinde kurulan Helenistik gelenekle ortaya çıkar.

Ptolemaios astrolojiyi icat etti mi?

Hayır. Klaudios Ptolemaios (MS 2. yüzyıl) astrolojiyi icat etmedi, kendinden önceki iki yüz yıllık Helenistik birikimi derleyip düzenledi. Tetrabiblos'un önemi, astrolojiyi dönemin fizik anlayışına yaslayarak savunması ve elimize bütün hâlde ulaşmış olmasıdır. Yan etkisi de var: Ptolemaios bazı teknikleri sadeleştirip bazılarını dışarıda bıraktığı için, sonraki yüzyıllar Helenistik geleneğin tamamını değil onun süzgecinden geçmiş hâlini devraldı.

Astroloji ile astronomi ne zaman ayrıldı?

17. yüzyılda başlayan bir ayrışmadır ve tek bir tarihi yoktur. Kopernik, Kepler ve Newton'un çalışmaları gökyüzünün mekanik bir açıklamasını verdikçe, gezegenlerin yeryüzü olaylarını etkilediği varsayımının dayanağı zayıfladı. Kepler'in durumu bu geçişin en iyi örneğidir: hem gezegen hareket yasalarını buldu hem astrolojiyle uğraştı, ama dönemin astrolojisinin çoğunu eleştirdi. Kurumsal kopuş 18. yüzyılda tamamlandı; astroloji üniversitelerden çıktı, astronomi bilim olarak kaldı.

Bugünkü burç yorumları ne kadar eski?

Şaşırtıcı derecede yeni. Gazetelerdeki günlük burç köşesi 1930'da İngiltere'de, Prenses Margaret'in doğumu üzerine yazılan bir yazıyla popülerleşti; yazar R. H. Naylor'du. Yalnızca Güneş burcuna dayanan bu format, tekniğin sadeleştirilmesinden değil gazete sayfasının kısıtından doğdu: on iki kısa paragraf sığdırmak gerekiyordu. Klasik astrolojide Güneş burcu, haritanın onlarca unsurundan yalnızca biridir.

İslam dünyasının astrolojiye katkısı ne oldu?

Aktarma ve genişletme. 8-9. yüzyılda Bağdat'ta Yunanca, Pehlevice ve Sanskritçe metinler Arapçaya çevrildi; Ebu Ma'şer, Sehl bin Bişr ve Maşallah gibi isimler bu birikimi hem sistemleştirdi hem yeni teknikler ekledi. Soru astrolojisi ve seçim astrolojisinin bugün kullanılan biçimi büyük ölçüde bu dönemde olgunlaştı. 12. yüzyılda bu metinler Arapçadan Latinceye çevrilince Avrupa, kendi Yunan mirasını Arapça üzerinden geri aldı.